Bioenerji Terapisi (Tedavisi) – Domuz Eti

Bioenerji Terapisi (Tedavisi)
Bioenerji Terapisi (Tedavisi)

Bioenerji Terapisi (Tedavisi)

Martin Keymer, Norbert O. Schmedtmann, Reinhold D. Will

A- Domuz Eti

Çok üzgünüz ama Domuz etinin tüketimi tedavi öncesi ve tedavi sonrası için Terapi evimizin çizmiş olduğu kuralları çerçevesinde kesinlikle yasaktır. Bu sadece Domuz pirzolası için geçerli değil tabi ki de Domuz etiyle alakası olan bütün ürünler için geçerli. Bu ürünlere örnek vermek gerekirse: her çeşit Domuz eti, Domuz wurst’u (sucuk, salam v.s), içerisinde domuzdan herhangi bir parçasını bulunduran wurst, Domuz yağının her çeşidi, Domuz jambonu ve bunlardan herhangi bir parçasını zerre miktarı içerisinde bulunduran gıdaların hepsi bu yasak çerçevesindedir. Hatta Jelibonların ve yüz kremlerinin içerisinde bile onları belli bir kıvama getirebilmek için Domuz jelâtini kullanılmakta.

Biz niye bu kadar katıyız? Bu Domuz eti yasağının ihmal edilmemesi niye bu kadar ehemmiyetli? Çünkü Domuz eti insanlar için çok tehlikeli olan ‘’ homotoksin ‘’ maddesi vücudunda bulundurmakta veya daha doğrusu çok tehlikeli Homotoksin Zehrini vücudunda barındırmakta. Bunu birçok sebebi var:

  • Domuz etinde  çok yüksek bir yap oranı var. Hatta zayıf kalmış Domuzlar diye adlandırdığımız Hayvanlar bile (mesela: Sığır ve Koyun )lara nazaran çok daha fazla yağ ihtiva ediyorlar vücutlarında. Bunu sebebi de Domuz dışındaki diğer Hayvanlarda yağlar yağ bağdokusunda depolanır, domuzlarda ise yağlar hücre içine kadar işler ve oralarda da yerleşir. Bunun tespitini de bir tavada domuz kızartması yaptığınız takdirde etin kendisinin yağ salgıladığını ve böylelikle kendi yağında pişirilebileceğini göreceksinizdir.
  • Yağ ve Kolesterolün iç içe yaşıyor olmalarından ötürü Domuz etinde çok yüksek derecede Kolesterol vardır. İnsanoğlunun bazı işlemler için mesela: Hücre zarlarının teşekkülünde veya Yağ nakillerinde Kolesterole ihtiyacı var tabi ki ama her şeyin fazla zarar. Bu fazlalık vücudumuzda Kan damar duvarlarında Kolesterol birikimine sebebiyet vermekte ve bu da damar sertliğine sebep olmaktadır.
  • Domuz etinin sahip olduğu proteinin yapısı sebebiyle yüksek bir çürüme potansiyeline sahip. Hemen çürümeye, küflenmeye ve kokmaya başlar. Bu çürümeden ötürü de vücudumuzun bağırsak, lenf, kan, ciğer ve bütün zehir atıcı ve zehir emici organlara büyük bir baskı uygulanmakta. İhtiva ettiği yağ, kolesterol ve proteinlerinden ötürü Domuz eti damar sertliğinin oluşmasında en destekçi maddedir.
  • Domuz etinin protein yapısı, insan Eti’nin protein yapısına çok benzemektedir. Bu benzerlik sebebiyle sindirim esnasında bağırsağın uyguladığı savunma sistemi bu maddeleri yabancı madde olarak algılayamamaktadır ve bu sayede bu maddeler de bağırsak duvarından lenf sistemine ve oradan da tüm çürümeye yüz tutmuş proteinleri ve zehirleriyle kan’a karışır. Bu işlem diğer hayvanî ve bitkisel proteinlerden nazaran çok daha kolay ve çabuk oluşmaktadır.
Bioenerji Terapisi (Tedavisi)
Bioenerji Terapisi (Tedavisi)
  • Domuz etinin bağdokusuna olumsuz etkileri vardır. Bağdokusunun vazifesi bütün organizmayı tam olarak birleştirmektir. Bağdokusunda ki su küçük moleküller sayesinde birleşir ve bunlar içerisinde çoğu zaman kükürt bulundurmaktadırlar. Bu kükürt ihtiva eden bağlantılardan bağdokusunda ne kadar çok olursa, o kadar çok da su olur. Domuz etinin içerisinde bolca kükürdün olduğunu bilmekteyiz, domuz eti tüketimi esnasında etin ihtiva ettiği kükürt bağdokusuna yerleşir ve bağdokusundaki suyu sünger gibi çeker. Nasıl ki sünger suyu çektiğinde şişer ve ağırlaşır aynısı domuz eti tüketimi devamlılık gösterirse insan vücudunda da gerçekleşir. Bu kükürt ihtiva eden bağlantıların organlara özgü olmuş olması hasebiyle etrafınızdaki insanlarda Domuz etinin en fazla neresini tükettiklerini (ör: Boyun, sırt pastırması, karın pastırması, domuz budu v.s) görebilirsiniz. Göze çarpan bir göbek yağlanması veya Hanımlarda sıkça kalça ve baldırlarda görülen yağlanmalar domuzun karın yağı veya domuz budu tüketimi sebebiyle olmaktadır.
  • Domuzun sümüksü maddesi tendonlara, bantlara ve kıkırdaklara insanın hareketi esnasında oralara yerleşmektedir. Bu bağdokusal madde domuz eti tüketimi sebebiyle organları (tendonları, bantları ve kıkırdakları) sümüksü bir maddeyle kaplar ve oraları yumuşatıp korumasız bir hale getirirler. Bunun neticesinde de tendonlar aşırı zorlanmaya maruz kalır, bantlar bu yüklenmelere fazla dayanamaz ve kıkırdakta bozulur. Vücudumuzun baskı altındaki bu yerlerinin maruz kaldığı zorlamaların neticesinde de tipik romatizma, artrit, osteoatrit ve disk arızaları gibi hastalıklar oluşur.
  • Domuz eti büyüme hormonu açısından  çok zengin bir et çeşidi. Bu büyüme hormonu sayesinde sadece gençlerde ergenliklerine kadar güçlü bir büyüme desteği sağlıyor olması değil bir de büyüklerde iltihaplanmaları ve doku bulmakta da aktif bir rol oynayarak onları desteklemekte. Domuz etinin büyüme hormonu bütün organlarda tesir ettiği için Kanser hücrelerinde de büyümeler gerçekleşmektedir. Bağdokusunun çüruflaşmasından (önceki dayanıklılığını yitirmek) ötürü otomatikman Kanser oluşumunda bir pay sahibi olmakta çünkü büyüme hormonu sebebiyle bu Kanser hücreleri büyümekte.
  • Domuz eti bütün kesim hayvanlarının arasında vücudunda en yüksek derecede Histamin bulunduran hayvandır. Histamin ayriyeten alerjik reaksiyonların tetikleyicisidir bu sebepten ötürü Domuz eti de deri hastalıkları, kurdeşen, nörodermatit ve nezle gibi hastalıkların destekçisidir. Ayriyeten apse, kan çıbanı, şirpençe, bağırsak iltihaplanması, flebit, Kadınlarda beyaz su akıntısı gibi iltihaplanma hastalıkları ve egzama gibi deri hastalıkları süreçlerinin de destekçisidir. Her gerilme/stres esnasında vücudumuz Histamin salgılar, Histamin de bu gibi olumsuz hadiselerden desteğini alır zaten. Domuz etiyle beslenen birisinde Histamin maddesinin bolca bulunduğundan ötürü vücut daha az gerilir/stres altında olur ve mide ülseri, kardiyak aritmiler (Kalp ritim bozukluğu) ve kalp krizine yönelir.
  • Domuz etinin içerisinde bulunan Zehirler (toxinler) sinir sisteminin fonksiyonlarını bozmakta ve böylece diğer organizmaların da fonksiyonlarını zedelemektedir. Bu fonksiyon bozuklukları kanda, lenfler de, dokularda ve organlarda iltihaplanmalara ve alerjik reaksiyonlara yol açabilir.
  • Domuz test edildiği kadarıyla lenflere en fazla baskı uygulayan hayvandır. Domuz eti tüketimi sebebiyle oluşan lenflerde ki baskılar et tüketiminden 4 hafta sonra bile tesirini göstermekte. Sağlıklı bir lenf tedavisi domuz eti tüketenlerde mümkün değil.
  • Yoğun hayvancılığın yapıldığı yerlerde yetişen Domuzlar en küçük bir hadiseye bile çok hassas davranırlar. Çok küçük bir stres ortamında bile kalp krizi veya yüksek bir adrenalin salgılayarak tepki gösterirler. Bu mesele hakkında her Domuz çitçisi bir şarkı yazabilir. Birkaç sene önce Spiegel – TV yayınlanan bir Belgeseli seyrettiyseniz ne demek istediğimizi anlarsınız…
  • Umumî bir değerlendirme yapmak gerekirse, Domuz hasta, kirlenmiş ve biyolojik yaşına ulaşamayan bir hayvandır. İşte Domuz etinin nasıl bütün tedavi yollarını engellediğini gördünüz. Bu durum ‘’ Bio – Domuz ‘’ diye adlandırılan domuzlarda da farksız değil. Bu yüzden Terapistler ve Terapi evleri domuz eti yenmesini bütün hastalarına kesinlikle yasaklıyorlar. Umarız ki yazdıklarımızı dikkate alır ve başkalarına da tavsiye edersiniz.

Domuz eti tüketimi tedavi öncesi ve sonrası için kesinlikle yasaktır.

  • Martin Keymer, Norbert O. Schmedtmann, Reinhold D. Will – Bioenergie-Therapie (Ein ganzheitliches Diagnose- und Behandlungskonzept) Almanya/Ascheberg, Sayfa 21-24 (Nâşir)

Yorum yapın