Aktif ve Pasif SEO Karşı Karşıya

Aktif ve Pasif SEO Karşı Karşıya
Aktif ve Pasif SEO Karşı Karşıya

Kurumsal bloglama yapan bir SEO olarak eski ve yeni tip SEO arasındaki en önemli fark olarak siteniz ya da blogunuz üzerinde harcadığınız zamanın ve eforun seviyesini gösterebilirim. Siteniz ya da blogunuz diyorum çünkü eskiden sadece bir siteniz varken günümüzde sitenizin yanısıra onun üzerine inşa ettiğiniz bir blogunuz da mevcut. Farklı aktiviteler üzerinde harcadığınız zamanı kategorilere ayırmam gerekirse:

* Sayfa içi SEO’su (on page SEO),
* İçerik oluşturma,
* ve link (bağlantı) alımı gösterilebilir.

Her ne kadar eski tip SEO tekniklerinde çalışmaların %25’i sayfa içi SEO, %25’i içerik oluşturma ve %50’si link alımı gösterilse de, daha güncel SEO çalışmalarında içerik oluşturmaya çok daha fazla zaman harcandığını gösterebilirim. Günümüzde SEO çalışmalarının belki de %5’i sayfa içi SEO çalışmalarına, %5’i link alımına ve %90’ı ise içerik oluşturmaya yönelik. Bir miktar sayfa içi SEO çalışması ve bir miktar da backlink alımı yaptıktan sonra ne kadar uzun süredir aktif olan bir blogunuz var ise, o kadar iyi SEO skoruna sahipsiniz demektir.

Her ne kadar bloglamaya düşkün olsam da ve “muhteşem blog yazıları” üzerinden link almayı insanlara link almak için yalvarmaya tercih etsem de yüksek kaliteli içeriğe sahip bir blog oluşturmak için harcadığım zaman sonucunda elde ettiklerimi, link almak için harcadığım zaman sonucunda elde ettiklerime kıyaslayamam.

SEOptimise Blog‘undan Tad Chef bu durumu bir örnekle açıklamış:

SEO 2.0 blogumda 314 adet yayımlanmış blog yazım bulunuyor ve bunlardan sadece birkaçı Google üzerinden iyi miktarda zitaretçi getiriyor. Halen pek çok yazı sosyal medya sitelerinden ve benzeri sitelerden ilgi görüyor ancak iki yılın sonucunda en iyi performans gösteren yazılarımın tüm yazılarıma oranı %5 ila %10 arasında.

Hangi yazıların diğerlerine oranla daha başarılı bir performans göstereceğini önceden belirlemek zor. Anahtar kelime (keyword) araştırması yapmak ve iyi bir miktar fırsatçılığın da yardımıyla bunu bir miktar önceden kestirmek mümkün ancak yine işin özü tamamen bir piyangodan ibaret.

En az miktarda zaman harcayarak en fazla geri dönüşümü alabilmek için eski tip ve yeni tip SEO tekniklerini bir arada kullanmalısınız.

Burada ideal olan mükemmel bir içerik oluşturmak için sadece bir kez zaman harcamak ve ardından uzun vadede o içeriğin size kazandıracaklarını çok az bir çaba sarfederek takip edebileceğiniz pasif SEO tekniklerini kullanmaktır.

Aktif SEO ise sizi çok daha fazla miktarda içerik oluşturmaya ve onların üzerinden link almaa zorlar. Pasif SEO doğru uygulandığında neredeyse otomatik pilot gibi kendi başına çalışır ve sizden pek fazla katılım gerektirmez. Eski tarz ya da yeni tarz SEO tekniklerini kullanıp kullanmayacağınızı düşünmektense klasik SEO stratetjilerini kullanmayı mı yoksa bir blog oluşturmayı tercih edip etmeyeceğinizi düşünerek aktif ve pasif SEO arasında seçim yapmaya odaklanmanız önerilir.

Bireysel tercihler ya da diğer herkes gibi davranmaktansa doğrudan sonuçlara odaklanın. Her bir kurum ve uzmanlık alanı için sorulması gereken soru sürekli güncellenen bir blog sahibi mi yoksa bitmek tükenmek bilmeyen kaynaklara sahip bir web sitesi sahibi olmak mı gerekli? Buna verilecek cevap kişiden kişiye değişir.

SEO endüstrisi hızla değişiyor ve gelişiyor ve rekabet had safhada. Bu sebeple ya bloglamaya devam edeceksiniz, ya da ayakta kalabilmek için link almaya devam edeceksiniz. Diğer pek çok alanda SEO gibi sürekli gelişen unsurlarla karşılaşmanız zordur. Alternatif tedavi yöntemlerini ele alalım. Akapunktur binlerce yıldır var. Bu sebeple de ona yönelik kaynaklar geçerliliğini önümüzdeki yıllarda da korumaya devam edecektir. Ancak SEO için durum böyle değildir. Geçen yıl var olan bir SEO tekniği, bu yıl varlığını koruyacak anlamına gelmez.

Bu yüzden akapunktur hakkında oluşturacağınız bir siteye ekleyebilecekleriniz sınırlıdır ve uzun vadede ekleyebileceğiniz tek şey, bu alanda yapılmış yeni çalışmalara yönelik olacaktır.

Aktif ve Pasif SEO Karşı Karşıya
Aktif ve Pasif SEO Karşı Karşıya

Elbette bloglamak, SEO‘ya farklı yaklaşımın bir parçasıdır. Sadece site trafiği ya da satışların arttırılmasından ibaret değildir. Bloglamak belirli bir konuda saygınlık kazanmak ve blog dünyasındaki yerinizi sağlamlaştırmak için yapılmaktadır. Bloglar, halk ile iletişim kurabileceğiniz bir arayüzdür. Bloglayarak insanlarla iletişim kurabilir ve bunun için onlara herhangi bir ürün satmanız ya da onlardan bir ürün satın almanız gerekmez, ancak uzun vadede bunlar kendiliğinden oluşmaya başlayacaktır.

Bir blog, sıradan bir web sitesine oranla çok daha fazla zaman gerektiren bir platformdur ve sadece içerik oluşturmaktan ibaret değildir. Ayrıca WordPress’in sürekli yenilenen güncellemeleri blogunuza entegre etmeniz ve blogunuza yazılan yeni yorumları da yönetmeniz gerkemektedir. Ayrıca sosyal medya aktivitesini de unutmamanız gerekmektedir. Yeni blog yazılarınızı aşağıdaki yöntemleri kullanarak kullanıcılarınıza duyurmanız gerekmektedir:

* RSS
* Email
* Twitter
* StumbleUpon
* Sphinn (ya da konunuza yönelik forumlar / komüniteler)

Bazen dikkat çekmek için de insanların oylama yapmasını isteyebilirsiniz. Sıradan SEO teknikleri genellikle pek fazla çaba sarf etmeden bir süreliğine çalışacaktır. Google elbette sitenizin uzunca bir süredir değişmediğini fark edecektir ancak yeni linkler aldığınız sürece sıralamanızı kaybetmeyeceksinizdir.

Son yıllarda hemen çıkma oranı (bounce rate), dönüşümler ve ROI (yatırım getirisi) SEO çalışanları tarafından çok daha önemli birer unsur haline gelmiş durumdalar. Bloglar genellikle daha yüksek hemen çıkma oranına sahiptirler, iyi dönüşüm (conversion) sağlamazlar ve yatırım getirileri pek stabil değildir. Elbette bloglar üzerindeki yatırım getirileri, e-ticaret sitelerinde olduğu kadar doğrudan değildir.

O zaman bloglamayı, hemen çıkma oranlarını, dönüşümleri ve yatırım getirilerini içeren modern SEO sanatını, pasif SEO kavramı ile nasıl birleştireceksiniz? Bir haftanızı yeni blog içeriği için araştırma yapmamayı nasıl başaracaksınız?

Tabir-i caizse altın madenlerini araştırmalı ve onları kazmalısınız. Ayrıntılara saplanmalı ve sunduğunuz kaynaklardan en fazla miktarda geri dönüşüm almalısınız.

Arama analizlerinizi tekrar tekrar sorulan sorulara yönelik olarak kontrol edin. Ayrıca bu sorulara forumlar ve soru-cevap siteleri üzerinden de ulaşabilirsiniz. İnsanlar aynı soruyu tekrar tekrar sorma eğilimindedirler. Sorulan soruyu hem ücretsiz cevapları içeren hem de firmanız tarafından çözümüne yardımcı olacak ürünlere referans verecek şekilde cevaplayın. Her alanda mutlaka altın madenleri vardır.

Tüm bunların ışığında pasif SEO’nun temellerini aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz:

1. Anahtar kelime analizi, arama analizi ve sosyal medyayı kullanarak altın madenlerinizi belirleyin.
2. Tekrar tekrar sorulan soruları cevaplayacağınız kararlı ve derinlemesine içerik sunan bir platform oluşturun. Bu Sık Sorulan Sorular (FAQ), sözlük, dersler ya da kaynak listeleri olabilir.
3. O kaynağa yönelik link veren bazı kaynaklar bulun ve o linklerin bir süreliğine kalmasını sağlayın.
4. A/B bölümleme testini ve diğer giriş sayfası (landing page) optimizasyon tekniklerini kullanarak sayfasını iyileştirin.
5. Kırık linkleri kontrol ve tamir edin ve kaynağınızı zaman zaman güncelleyerek harici materyalleri içeren yeni içerik ekleyin.

Diyelim anahtar kelime analizinde ve diğer analizlerde 4 saat, kaynak araştırmasında 1 gün ve linkler için de bir başka gün ve test ve optimizasyon için de biraz daha zaman harcadığınızı varsayalım. Ardından arkanıza yaslanın ve rahatlayın. 3 ay sonra linkleri düzeltmek ve yeni bilgiler eklemek için o yazıyı yeniden inceleyin.

Benim ve diğer pek çok blogcunun hemfikir olduğu bir hata var ki o da bir yazıyı yayımladıktan sonra o yazıya bir daha bakmadığımız ve bunun yerine sürekli olarak yeni şeyler yazmaya odaklanıyor olmamız. Google genellikle bir yıldır yeni bir içerik eklememiş olan blogları daha taze blogların üzerine taşır. Bu yüzden de SEO açısından sürekli ve seri olarak güncelleme yapmanın getirisi yoktur. Müşterileriniz ve endüstrinin geri kalanı ile iletişimde kalmak zordur. Aktif SEO‘daki gibi sürekli olarak güncellenen bir blog mu istiyorsunuz yoksa pasif SEO ile bir süre idare edebilir misiniz ona karar verin. Ben bireysel olarak, özellikle de düzenli getiri sağlayabildiği durumlarda pasif SEO’yu tercih ediyorum.

Aktif ve Pasif SEO Karşı Karşıya
Aktif ve Pasif SEO Karşı Karşıya

Yorum yapın